Kur'an-ı Kerimden Ayetler

 MAKALELER 

KIYAMET YOLA ÇIKTI

 

“Emirlerim, kainatla yer arasında bir devresi dünya yılı ile bin yılda haraket eder”

Ayette bir gün dünya yılı ile elli bin yıl olarak sınıflandırmıştır. Elli bin yıl ise Mearic suresinin 4. ayetinde bizlere haber verilir. Kuran-ı Kerim'de elli binlik zaman devresi aynı zamanda kainatın kıyametinin ne zaman kopacağının bilgisini de verir. Yani kıyametin saati bellidir.

 

Zamanımızın meallerinde ise bu saatin üstü örtülmüştür. Hatta bu meallerde güya Allahu Teala, Resulullah Efendimize (s.a.v.) haşa aşağılayıcı tabirler kullanmıştır. Kur’an ayetlerini böyle basit algılayan bir kısım kimseler ise Resulullah Efendimizi (s.a.v.) haşa sıradan bir insan gibi göstermişlerdir. Acaba onlar ve o düşünceye sahip olanlar Resulullah Efendimizin (s.a.v.) tırnağı seviyesine çıkabilirler mi?


Örnek;
“Sana kıyameti soruyorlar ne zaman kopacak diye, sen nerde onu anlatmak nerde” Naziat suresi 42-43 (Elmalılı meali)
 
Hemen hemen bütün meallerde bu mana mevcuttur. Oysa Allahu Teala Adem aleyhisselama bütün ilimleri öğretmiştir.
 
“Allah ademe bütün isimleri (esmanın ilimlerini) öğretti…” Bakara-31
 
Adem as, tüm peygamberler, melekler, kainat ve içindekiler Resulullah Efendimizin (s.a.v.) yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır. Şu Kudsi Hadisi hatırlayın:
“ey habibim sen olmasaydın alemeri yaratmazdım”.
 
Araf suresinin 172. ayetini daha önceki makalelerimizde ve kitaplarımızda sizlere açmıştık. O ayette Allahu Teala Resulullah Efendimiz (s.a.v.) başta olmak üzere yarattığı tüm insanları kainatta olacak ve bitecek her şeye şahit tutmuştu. Bununla beraber Allahu Teala Habibini katına davet etmiş ve Resulullah Efendimize (s.a.v.) bu Miracında sayısız ayeti hal olarak yaşatmış ve onun ilmini yinelemiştir ki bu hal çift çift yaradılış sırrının dahilindedir.


Ayrıca Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki;
(bir elinin iki parmağını bitiştirerek) “kıyametle aramızda bu kadar mesafe vardır”


Öyleyse Resulullah Efendimizin (s.a.v.) kıyametin vakti hakkında bilgisi vardı.
 
“Yes'eluneke anis saati eyyane mürsaha* kul innema ılmüha ınde rabbı* la yücellıha lil vaktiha illa hu* sekulet fis semavati vel ard* la te'tıküm illa bağteh* yes'eluneke keenneke hafiyyün anha* kul innema ılmüha ındellahi ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun” Araf-187
 

“Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.” Araf-187 (TDV meali)
 
Ayetin gerçek meali ise aşağıdaki gibidir;
“Sana kıyametin ne zaman gönderileceğini soruyorlar deki onun ilmi Rabbimdedir. O (kıyamet) katre (küçük) değildir, O'ndan başkası onun büyüklüğünü bilemez, O göklere ve yere ağır gelir, O (göklere ve yere uğramadan) size gelmez. Ansızın gelir. Sana gizliden soruyorlar deki o (kıyamet) sadece Allah'ın ilmidir, lakin insanların çoğu bunu bilmezler” 
 
“Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (derler.)” Naziat-42 (TDV meali)
 
“Sen onu nereden bilip bildireceksin!” Naziat-43 (TDV meali)
 
“Onun nihaî ilmi yalnız Rabbine aittir.” Naziat-44 (TDV meali)
 
 
Yes'eluneke 'anissa'ati eyyane mursaha. Naziat -42
 
“Sana kıyametin gelme vaktini soruyorlar”
 

 

Fiyme ente min zikraha. Naziat -43
 
“Onun zikri (ilmi) sana (varlığına) yayılmıştır”


 
İla rabbike muntehaha. Naziat -44
 
“(bu ilim sana) Rabbinin sonsuz (ilminden verilmiştir.)
 

Allah katında zaman yoktur. Zamanlar kainat ve içindekiler için yaratılmıştır. Allahu Teala, yaratılışı ve kıyameti zamana bağlamıştır. Allah’ın Dehr (zaman) sıfatı yaratılan zamanla aynı değildir. Yaratılan zaman türleri Dehr sıfatının emrindeki sanal zamanlardır. Aslında yaratılış ve kıyametler olup bitmiştir. Şu an yaşadığımız devre için bunu söylüyorum. Ancak kainat ve biz zamana bağlı olduğumuz için olup biten yaratılış ve kıyameti algılamamız bu şekildedir.

 

Kabirdeki bir ölünün zamanı daha yavaş geçer. Yani ölü bir kimse zamanı çok yavaş algılar. Allah katındaki devrelerden bir gün elli bin yılımıza tekamül ettiği gibi kabir alemindekilerin zamanı bunun tersidir yani dünya hayatındakilerin bir günü kabirdekilerin binlerce yılına yakındır. Velhasıl kıyamet Allah katından yola çıkmıştır. Bu hal bizim zamanımıza göre vuku bulacaktır. Ancak sanıldığı gibi kainatın kıyameti önümüzdeki yüz ya da ikiyüz yıl içerisinde olmayacaktır. Kainatın daha uzun bir yaşam süreci vardır.


Dünyamızın kıyametinin kopması üzerinde yaşamın tükenmesidir. Bu süreci Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle bildirmiştir:
“Ahir zamanda zaman ınkıtaya (kesintiye) uğrar. Bir yıl bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi, birgün bir saat gibi, bir saat ise hurma yaprağını yanıp bitmesi gibi biter.”


Resulullah Efendimiz (s.a.v.) bir başka hadsi şerifinde şöyle buyurmuştur:
“Ümmetimin ömrü bin beşyüz yılı geçmez”


Şimdi bu hadislerin manalarını açarsak şöyle bir sonuç çıkar.


Şuan 1433 hicri yılındayız yani Resulullah Efendimizin (s.a.v.) bildirdiği zaman göre ümmetin 1500 – 1433 = 67 yıl ömrü kalmıştır. Yukarıdaki zamanın ahir zamanda kesintiye uğradığını bildiren hadisi şerife göre incelersek ümmetin gerçek zamanı ortaya çıkacaktır. Ahir zamanda bir yıl bir ay gibi ise 67 x 12 = 804 yıl ümmetin ömrü kalmıştır. Bu hesaba göre dünyada İslamın daha 804 yıl azalarak yaşanacağı gerçeği anlaşılıyor. Daha sonra yeryüzünde Allah'a inanan kalmayacak, bu süre esnasında dünyanın ekolojik dengesi tamamen sarsılacak, dünya çölleşecek, hayvanların nesli bitecek, atmosfer daha da incelecek ve dünyada insan türüde yok olacaktır. Böylece dünya üzerindekilerin lokal kıyameti yaşanmış olacaktır.

 

 

Kainatın kıyametine gelince, Mearic suresinin ilk dört ayetinde anlaşıldığı gibi Allah katındaki elli bin yıllık yolculuğa çıkan fakat Hak katında bir gün olan süreç başlamıştır. Işık saniyede yaklaşık 300.000 km yol alır. Yola çıkan kıyamet süreci ise meleklerin ve Ruhun hızındadır. Melekler nur yapıdadır. Nur ise ışığın çok ötesindedir, nur ile ışık aynı anlamda ve yapıda değildir. Işık nurun milyonlarca defa ışığı azaltılmış halidir.


Yıldızlar arasındaki uzaklıklar Güneş sistemindeki gezegenler arası uzaklıklardan çok büyüktür; bunun için ışık yılı denen bir uzaklık ölçüsü kullanılır. Işığın saniyedeki hızı 300.000 km/s dir. Buna göre ışığın 1 yılda aldığı yol;
365.242 x 24 x 3600 x 300.000= 9,467.10¹² km’dir. Yani 9.467 milyar km’dir.

 

 

Bu hesaba göre kıyametin nasıl bir hızla yaklaştığını düşünün. Kıyametin çıkış noktası "Sidretül münteha"dır. Yani yaratılışın başladığı mahal bu anlamda yaratılış ve kıyamet aynı anda başlamıştır. İçinde bulunduğumuz bilinçsiz zaman bize bu mesafenin çok uzak olduğu zannını veriyor. Yine de zamanın pençesindeki kainatın kıyametine bizim zamanımızla daha binlerce yıl var. Çünkü Mearic dereceler kademeler anlamındadır. Bu anlama göre kıyamet kainata elli bin yılın kademeleri aralarında inmektedir. En iyisini Allah bilir.
 
Cafer İskenderoğlu