Kur'an-ı Kerimden Ayetler

 MAKALELER 

ADEMLERİN YARATILIŞI

 

"Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi."  Bakara-30 (TDV meali)
 

Ademlerin ve eşlerinin yaratılması hep merak konusu olmuştur. Bu güne kadar bu konuya hep dar bir pencereden bakılmış yaratılan Ademin ve eşinin, sadece bir çift olduğu sanılmıştır. Bu yanlış anlayışın en büyük sebebi, günümüz Arapçası ile tercüme edilen kuran mealleridir.


 
“Ve iz kale rabbüke lil melaiketi innı caılün fil erdı halifeh Kalu e tec’alü fıha mey yüfsidü fıha ve yesfiküd dima ve nahnü nüsebbihü bi hamdike ve nukaddisü lek kale innı a’lemü ma la ta’lemun” Bakara-30
 
“ve iz kale rabbüke” bu cümlenin ayetteki manasını anlamak için araf suresinin 172. ayetini hatırlatalım:
 
“Ve iz ehaze rabbüke mim benı ademe min zuhurihim zürriyetehüm ve eşhedehüm ala enfüsihim elestü bir rabbiküm kalu bela şehidna en tekulu yevmel kıyameti inna künna an haza ğafilin” Araf-172
 

“Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler.”  Araf-172 (TDV meali)
 
 
“(şahitlik gününde) Ademlerin zürriyetlerine, ben sizin rabbinizm dedim, onlarda evet (bizim rabbimizsin) dediler, onların zürriyetlerini ve ruhlarını kıyamete kadar olacak tüm olaylara şahit tuttuk”  Araf-172
 
Allahu Teala'nın, Kur'an'da “hatırlaki” hitabının sırrı bu ayette geçen ve kıyamete kadar olacak olan tüm olaylara şahit tutulmamızdan dolayıdır. Aynı şekilde Allahu Teala tüm insanlara çeşitli ilimleride o şahitlik gününde öğretmiştir. İnsanlık alemi zamanlar arasında bu şahitliğini unuttuğu için, Allahu Teala Peygamberler ve kitaplar göndererek insanlara o günkü şahitliklerini ve verdiği sözleri hatırlatmıştır. Yaratılışımızın hatıraları genlerimizde kayıtlıdır. Şimdi bu bilgilerin ışığı altında Bakara- 30. ayetini açalım:


“Ve iz ehaze rabbüke” = Rabbiniz hatırlatıyor ki, hatırla ki.
“melaiketi” = melekler
“innı caılün” = şühesiz yaratmak
“fil erdı halifeh" = yeryüzlerine halifeler.
“fıha mey yüfsidü” = sıvının içinde karıştırlmış
“fıha ve yesfiküd dima” = içinde iki karışım olana verilmiş nefes, can.
“Yesfiküd” kelimesi, Fika kelimesinden gelir, fıka, iki ayrı biriktirilmiş nesnenim karıştırılması anlamındadır. Bu kelimenin ayetteki sırrı ise insanın 46 temel kromozomunun iki özel kromozomu olan X ve Y kromozomlarının ademde birleştirilmesidir. “dima” kelimesi nefes, soluk anlamındadır.
“nahnü nüsebbihü bi hamdike” = biz hamdimizle (ademin) bedenini genişlettik.
“nüsebbihü”, “seb” kelimesinden gelir, seb; deri, tuluk anlamındadır.
“ve nukaddisü” = ve çeşitli boylarda
“lek” = yüzbin. Ayetteki yüzbin, çokluk sembolüdür, “çok” anlamındadır.
“kale innı a’lemü ma la ta’lemun” = dediki ben sizin bilmediklerinizi bilirim.


Yukarıdaki açıklama ve anlamlara göre, Bakara-30. ayetin anlamı şu şekildedir:
 
“Ve iz kale rabbüke lil melaiketi innı caılün fil erdı halifeh Kalu e tec’alü fıha mey yüfsidü fıha ve yesfiküd dima ve nahnü nüsebbihü bi hamdike ve nukaddisü lek kale innı a’lemü ma la ta’lemun” Bakara-30
 
“hatırlaki, Rabbin Meleklere, ben, dünyalara halifem olarak, çeşitli boylarda yüzbin adem yaratacağım. Sizin bilmediklerinizi bilirim dedi.”
Bakara-30

 
Meallerde, Allah ile melekler arasında sanki bir çekişme var gibi anlam çıkarılmış, oysa melekler, Allahu Teala'ya kayıtsız şartsız itaat edecek halde yaratılmışlardır. Meallerdeki ayet tercümelerinin yüzde altmışı hatalıdır. Ayette, Allahu Teala, yüzbin adem, yani sayısını kendisinin bildiği ademler yarattığını açıkca beyan ediyor. Kainatta bizden başka, milyarlarca gezegenlerde adem soyları yaşamaktadır. Hatta Ademlere, Allahu Teala çoğul olarak “hepiniz (cemian) cennetten inin” emrini verir. Bu emir Taha suresinin 123. ayetinde çok açıktır. Bu ayetteki “cemiam” kelimesi çoğul ifade eder. Ademlere ve eşlerine hitaptır. Bu emrin akabinde her Adem ve eşi kendi zürriyetlerini yayacakları gezegenlere indirilmiştir.

 


 
“Kelehbita minha cemiam ba’duküm li ba’dın adüvv fe imma ye’tiyenneküm minnı hüden fe menittebea hüdaye fe la yedıllü ve la yeşka” Taha-123
 
“Dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz.” Taha-123
 

Bu ayetteki “birbirinize düşman olarak inin” emrindeki, “birbirine düşman” olanlar, insanlar ve şeytanlardır. Şeytan soyu da her ademin indiği gezegene inmiştir. Bu düşmanlık kıyamete kadar sürecektir. Bu konudaki ayetler şöyledir:
 
“İblis: Bana, (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi. Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu. İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım” Taha-14-15-16
 
Ademler konusunda, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) hadisi şerifi vardır. Buyuruyor ki; “Allah, yüzbin Adem yarattı”.
Muhiddin Arabi hz.'leri Kabe'yi tavaf ederken, kabenin örtüsüne yapışmış ve ağlayan bir pir görür ve ona;

- “Ey ihtiyar sen kimsin niye ağlarsın” diye sorar. O da; “ben Adem'im” der.

- Arabi; “sen öleli kaç yıl oldu?”

- Adem; “40 bin yıl oldu”

- Arabi; “bildiğim adem öleli o kadar zaman geçmedi”.

- İhtiyar; “sen hangi ademden bahsediyorsun” diye cevap verir.


Adem konusundaki en büyük hata ve çelişki, herhangi bir boş gezegene indirildiklerinde, nesillerinin devamı için kendi çocuklarını birbirleri ile evlendirilmesi yanılgısıdır. Havva'nın ayrı ayrı batınlardan doğan çocuklarının evlendirilmesi buna cevap değildir. Ahlak konusunda çok titiz olan Allahu Teala, bu ensest evliliklere asla izin vermez. Zaten yüzbinlerce adem ve onlara da eşler yaratmıştır. Ademler, başka gezegenlerdeki ademlerin çocukları ile kendi çocuklarını evlendirmiştir. Başka gezegenlerden nasıl gelip gittiklerine cevap ise; cennetten nasıl tayyi mekanla indilerse, başka gezegenlerden gelinler ve damatlarda tayyi mekanla gelip gitmişlerdir.

 

Nitekim zamanımızda dahi gezegenler arası tayyi mekanla yolculuk yapanlar vardır. İnsan maneviyattan uzaklaşınca “tayyi mekan etme” yetenekleri genlerinde kalmıştır. Ademe, çocuklarının ensest ilişkileri iftirasını atmak cahil zulmüdür.

 

Bir başka yanılgı ise; Ademin eşinin, Ademin göğsündeki eğe kemiğinden yaratılmasıdır. Bu söz tevratta geçer. Böyle bir ifade, Allah’a iftira atmak ve Allah’ı güçsüz göstermeye çalışmaktır. Allahu Taeala buyuruyor ki;
 
“Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı «Ol» demekten ibarettir. Hemen oluverir.” Yasin-82 (TDV meali)
 
İşte, Ademin yaratılması için verilen “OL” emrinin akabinde, altı aşamada Ademin bedeni yaratılmıştır. Beden hücrelerden, hücreler moleküllerden, moleküller atomlardan, atomlar enerjinin yoğunlaşmış parçacıklarından, enerji ise nurdan yaratılmıştır. Bedenin kemikleri kas ve etlerle son
inşa aşamasına geldikten sonra, Allahu Teala bu bedene deri giydirmiştir ki bu hal ayette “nüsebbihü” yani "tuluk, deri giydirme" fiili olarak geçer.

 

 

Bu yaratılan beden ilk modeldir. Yaratıcı, Ademin bedenine “ol” emri verince, emri alan bedenden yüzbinlerce Adem zuhur etmiştir. Ademlerin bedenlerindende aynı sayıda eşleri zuhur etmiştir. Bu yaratılışı Allahu teala şu ayette açıklıyor:
 
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.”    Nisa-1 (TDV meali)
 
Nisa-1. ayetindeki, “ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan” cümlesinde Allah’ın, Ademleri yaşayacakları gezegenlere inmeden önce üretip dünyalara yaydığını anlıyoruz.
 
Allahu Teala, Ademin cesedini yarattıktan sonra o cesedi, ruhlara ve şeytanlara tanıttı, ruhlar ve lainler o cesedin içinde ilmen seyahat ettiler. Ruh, nasıl bir bedene gireceğini gördü. Şeytan ise bu bedenin içinde insanı nasıl azdıracağını hesapladı.

 

 

Allahu Teala, Ademin bedenine, “yesfiküd” (Bakara-30) yani “fika” yerleştirmiştir. Fika, iki ayrı nesnenin bir araya getirilmesi anlamındadır. Ayetteki manası da; erkek ve dişi yi oluşturan X ve Y kromozomudur.

 

 

Yani Allahu Teala, Ademlerin bedenlerinde eşlerini yaratmıştı. Allahu teala ademlerin bedenlerine “OL” emrini verince, anında ademlerdeki eşler ayrıldılar. Allah’ın, Ademe eş yaratması için, Ademin kemiğine ihtiyacı olmaz. Allah, “OL” der oluverir. Onun, “Ol” emri ile, Ademin, XX kromozomları ayrılarak eşlerini oluşturmuştur.

 

Allahu Teala, Araf suresinin 172. ayetinde beyan ettiği gibi, kainatın kıyamete kadar olan ve olacak tüm ilmini insana vermişti. İnsan beden alemine zuhur edince, Allahu Teala  bu bilgileri insan bedeninin genlerine yerleştirdi. Bu genler işte insanın levhi mahfuzlarıdır.

 

İnsanın temel genleri, insanın temeli olan 46 kromozoma yerleştirilmiştir. 46 kromozomun 23 tanesi anneden yumurta yolu ile 23 tanesi de babadan sperm yolu ile gelir. 46 kromozomdan 2 tanesi cinsiyeti belirleyen kro­mozomlardır, di­ğer 44 tanesi ise vücudun diğer özelliklerinin bil­gilerini taşırlar. Bu kromozom­lar, insanın bütün hücrelerinde aynı sayıda vardır. Her canlı gibi insan da trilyonlarca hücreden meydana gelir. Hücre, bitkisel ya da hayvansal her türlü yaşam biçiminin en küçük birimidir. Her hücre bir stoplazma ve çekirdekten meydana gelir. Çekirdeğin içinde ise kromozom adı verilen ipliksi parçalar bulunur. Kromozomlar, elektron mikroskobunda İ, V, J harfleri gibi biçimlerde görünür ve boyutları mikronla ölçülür. Kromozomların sayısı canlı türlerinde değişiklik gösterir. Örnek verirsek, kurbağada 26, farede 42, köpekte 78 kromozom vardır. İnsanın kromozom sayısı ise 46'dır. 22'si çift otozom kromozomdur. İnsan hücresinde 1 çift de eşeysel kromozom bulunur ve toplam sayı 46 eder. Kromozomlar, molekül yapıları çok iyi bilinen DNA zinciri ile ‘‘histon’’ denilen protein zincirinden oluşur. DNA zincirleri de özgül proteinleri sentezlemekle görevli ‘‘GEN’’ adı verilen birimlerden oluşur.

 

Döllenme sırasında annenin yumurtasındaki 23 kromozom, babanın spermindeki 23 kromozomla birleşir. İşte bu 46 kromozom insanın yaşamında belirleyici rol oynar. Kromozomlarda yer alan ve sayıları 25 bin ile 100 bin arasında olduğu tahmin edilen genlerin oluşturduğu zincir, kişinin göz renginden boyuna, yaşam süresinden yakalanacağı hastalıklara kadar pek çok şeyi programlar. Erkek ve kadının kromozomlarındaki GEN sayıları aynı değildir. Bu değerlerin aynı olmamasının hikmetleri vardır.
X kromozomu kadında vardır. X kromozomunda yaklaşık 1093 adet GEN vardır.
X ve Y kromozomu Erkek de mevcuttur. Y kromozomunda 125 adet GEN vardır.
1093:125=9 (nefsin 9 kat oranı)
Y kromozomu varlığındaki GEN sayısını çoğaltmaya çalışır.
İnsanın çoğalma sırrı burada gizlidir. Y kromozomu erkek de bulunduğu için, çoğalma dürtüsü Y kromozomundaki Genlerden gelir. Ademlerin ve eşlerinin cennetten gezegenlere indirilmelerinin asıl sırrı Y kromozomundadır. Cennetten, insanın indirilişinin sebebi yasak meyva ya da yasaklanmış buğday değildir. Y kromozomundaki GEN sayısını X kromozomundaki sayıya ulaşma dürtüsü nefsi arzuları tetikler. Hiçbir zaman Y deki Gen sayısı X deki Gen sayısına ulaşamaz ama ulaşmaya çalışır, bu sayede insanlarda nefsin dürtüsü oluşur ve nesillere sahip olurlar.

 

“(Allah buyurdu ki): Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.” Araf-19 (TDV meali)
“Ve ya ademüskün ente ve zevcükel cennete fe küla min haysü şi’tüma ve la takraba hazihiş şecerate fe tekuna minez zalimın” Araf-19
“Ey Adem sen ve eşin cennette (emrime) itaat edin ve (cennette) sakın soyunuzu çoğaltmayın zalimlerden olursunuz” Araf-19

 

Ayetten de anlaşıldığı gibi, çoğalma içgüdüsüne sahip olan Adem ve eşi, Allahu Tealanın yasakladığı halde cennette çoğalma yoluna gitmişlerdir. Cennet üreme yeri değildir. Ademlerin cennette indirilme sebebi budur. Ancak bu hal yine Allah'ın (c.c.) bir cilvesidir. Ademlerin neslinin indirildikleri yerlerde çoğalmaları Allahu Tealanın İnsana çizdiği kaderde var idi.


Şeytan direk olarak cennete giremez. Ancak Ademin ve eşinin bedeninde cennete girmiştir ve orada vesvese vermiştir. Bu hal insan beden halinde iken devam eder. İnsanın şeytanla olan mücadelesi kendi nefsinde olur. Din bunun için vardır. İlim ve güzel ahlakla insan varlığına vesvese veren şeytandan kurtulabilir.

Ayrıca cenneten inen Ademler ve eşleri, cennette ve dünyada asla çıplak değillerdi. Allahu Teala onlara cennete iki elbise yaratmıştı; biri üzerlerine giydikleri elbise diğeri de manevi takva elbisesi... İşte o elbiselerle yeryüzlerine indiler.


“Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).” Araf-26


Ademler, yeryüzlerine indirildiklerinde, Allah tarafından ilmen de eğitilmişlerdi. Ademler, dünyada zahir ve batın amel edecekleri kitapları da beraberlerinde getirdiler. Onlara, tarım, hayvancılık, dokumacılık ve inşaat konularında dünyevi bilgiler de verilmişti. Sanıldığı gibi ilk insanlar mağaralarda yaşamadılar. Son gelen Adem (as) ise Mekke'de Kabe'yi inşa etmişti.


Cafer İskenderoğlu